Fatma DALGA


Evde Kalmak Esir Olmak Misali,  Bir Şehri Kudüs Gibi 

Evde Kalmak Esir Olmak Misali,  Bir Şehri Kudüs Gibi 


Her sonradan başlayanın bir sonu vardır.

Sen gibi ben gibi ve sen gibi Ey yaşlı dünya.

Yaşadıkça senin arzında ve gök kubben altında, gördükçe şahit olduk. Yaşadıkça gördük.

Gün vardı semadan yankılanan feryatlar, bir yanda mazlum öbür yanda çaresizlik ve en çok sessizlik...

Yerimizden saydık ey Aksam.

Seni anladığımızı sandık. 

Sandığımız şeyin yaşadığınla bir alakası yokmuş meğer. Bir nebzesini yaşayarak hissettik az da olsa... 

Ey Kudüs! Esaretin bedelini dünya ödüyor şimdi, kimse anlamasa da ödenen bir bedeldi bu, çaresiz annenin feryadı ve kıyıya vurmuş cansız bir meleğin bedeni, cezası mı desem bilemiyorum adını siz koyun.

Yetkililerin evde kal uyarısına kulak asamıyoruz şimdi. 

Meğer ne denli ağır imtihanmış esaret.

Tel örgüler arasında kalmasak da demir parmaklıklar sandık dört yanımızı...

Bu bir dersti almak isteyen sinelere. Nemrut'a isabet eden sinek misali.  Ve bir zerre idi dünyayı alarma veren.  Bir zerre ki gözle göremeyeceğimiz  kadar hiçbir şey gibi görünüp ölüm saçan bir zerre. Silahsız öldüren, düşmanı belli olmayan bir zerre. 

Tüm dünyayı Kudüs’e benzeten, esareti altına alan bir zerre... 

İman yüklü gönüllerin teselli bulduğu kendini az olsa emin hissettiği bir yudum ayet ; 'Bize Allah'ın yazdığından başkası dokunmaz.' Çünkü kadere iman ettik ezelden ve başa geleni kaza bildik. 

Bir yandan da tefekkür edip ders aldığımız öyle ya ne edersek onu buluruz meselesi işte ' Başınıza gelen bela ve musibetler kendi ellerinizle yaptıklarınızdandır.'  Kim bilir mazlumların duasından mıdır, yoksa zulme susan dilimizden mi, ya da günahlarımızdan mı düşünüp duruyoruz sadece.

Bir Allah dostuna gelmişti biri şöyle diyordu; Toprağımızın bereketi bitti yağmurlar yağmıyor dua et Allah'a yağmurlar yağsın diye oda istiğfarınızı artırın demişti. Başka biri geldi dualarım kabul olmuyor diye yakınmıştı ona da istiğfar et diyor velhasıl böyle üç kişi farklı dertten yanmıştı o yine istiğfar edin diyordu. Vakit istiğfar vaktidir. Öyleyse bizde istiğfar edelim ki felaha erelim. 

Hem bir bela, hem bir ders...