Yaşadığımız coğrafyada tanıdık tanımadık bir sürü hayatlara şahitlik ettik, kimilerine ev sahipliği yaptığımız da oldu.
Acıyı ve sevinci yüzümüzdeki her hareketin bir şahidi oldu mutlaka. Hiç bir hikâye acısız bitmez ve hiç bir acı da hikâyesiz değildir. Bazı acılar unutulmaz sadece sessizce bekler, bazısı ise buruk da olsa bir tebessümle hatırlanır.
Acının da hakkını vermek lazım hakkıyla yaşayarak. Üstünü örtmekle yok olmaz ya da kurtarmaz. Sevmek de böyle değil midir? Yüreğine güveniyorsan gelen her acı sana sadece olgunluk verir.
'Gerçek sevgi yok' deyip duruyorlar. Sevgi herkes için başka yorumlanır. Sevgi: razı olmaktır, göstermek yerine gerekeni yapmaktır, illa acıtmak, acı çekmek değil, gerekirse vazgeçmektir.
Zorla sevdiremezsin kimseye kendini, zorla olmaz. Kolay da unutulmaz içine sindirdiğin gibi içinden çıkarmak da zaman alır. Sevdiğin gibi sevginin acısını da sana verildiği kadar alacaksın.
Yaşanmışlıklar farklı olsa da yaşanmışlıkların bıraktığı acı, herkes için aynı. Sadece bazılarımız sessiz kalmak yerine içini dökme peşinde, bazılarımız da içiyle pazarlığa oturur sırf sessizliğin bozmamak için.
Böyle zamanlarda yalnızlık pek de fena bir yol arkadaşı değil, çünkü sana toparlanman için düşünme fırsatı tanıyor, rol yapman gerekmiyor. Yanlış bir mutluluğu yaşamaktansa doğru bir acıyı sırtlanmanın tadı çok başkadır. Yanlış tecrübe kazandırır ama doğruluk seni yansıtır.
Yorulur insan olmazı oldurmaya çalışmaktan, yalana bulanmaktan, istediği çıkış kapısı yine doğrulukta biter. Zaman bu noktada devreye girer. Zaman göreceli bir kavram. Herkes için aynı akmıyor. İyileşiyor bir şekilde acıyan yerler, kabul ediyor.
Önemli olan asıl alması gerekeni almak, o zaman sana karmaşık gelen her şey anlamını buluyor. Yaşanılanları içinde nereye koyarsan koy. Her adımda dilek ya da dua rabbim hayırla ayrılmayı, hayırla başlamayı nasip etsin. Bizim şerle işimiz olmaz gelen acının da, sevginin de hayrını yaşatsın rahman.
Âmin.