Dilek MÜCAHİTOĞLU


Konuşmak, Konuşmanın Sınırı ve İnsanlar Üzerindeki Etkisi

Konuşmak, Konuşmanın Sınırı ve İnsanlar Üzerindeki Etkisi


Konuşmak; İnsanların iletişime geçmek için kendisini ifade etme şeklidir. Fakat konuşmak öyle laf olsun diye olursa pek de bir değeri yoktur aslında. 

Bazen susmak; anlamsız, kırıcı konuşmaktan daha değerlidir. Çünkü insanlar her ortamda, her konuda konuştukları zaman bu konuşmanın ne anlam taşıdığını, karşıdan nasıl anlaşıldığını ya da insanların konuşmadan neler düşünüp, neler anladığını düşünmeden konuştukları zaman, bu konuşma aslında amacının dışına çıkıp farklı sonuçlara yol açabilir. 

Bizler konuşacaklarımızı söylemeden dile getirmeden önce konuşacağımız sözlerin ne etki yaratacağını düşünüp, anlatmak istediğimiz mesajın yerine ulaşıp ulaşmayacağını hesaplayarak konuşsak, ya da anlaşılması farklı sonuçlar doğuracak diye sussak, en doğrusu bu olur aslında. 

“Çok konuşmak faydalı olsaydı Allah iki ağız bir kulak verirdi. Fakat çok dinleyip az konuşmak gerek” demiş Şems-i Tebrizi. Konuşmaktan çok, düşünmek önemlidir. Çünkü düşünerek doğru bulunur, düşüncesizce sarf edilen sözler, konuşmalar hatalara, bu da mahcubiyetlere yol açar. Bu yüzden konuşmadan önce dinlemeyi, duyduğumuzu anlamayı ve düşünüp konuşulacak sözleri ölçüp tartıp insanlarla iletişim kurmalıyız. 

Anlaşılmak istiyorsak, karşımızdakini anlayabilmeliyiz. Anlayabilmek için de dinlemeyi bilmeliyiz.

“Söz gümüş ise sükût altındır” atasözü ne kadar önemlidir. Çünkü bazı sözler insanı çok fazla yaralayabilir incitebilir. Konuşmanın ve dinlemenin yeri ve zamanı vardır. Susması gereken yeri ve zamanı iyi seçen kişi, sevilir ve saygınlık görür. Bu yüzden konuşmaya ve konuştuklarımıza dikkat etmeli.

Sonuç olarak sesimizi değil sözümüzü yükseltmeliyiz.